“BİR İNGİLİZ KRUVAZÖRÜ 24’ÜNDE SİVASTOPOL’A GELDİ. MÜTTEFİK BİR FİLO 26’SINDA TAKİP EDİYOR.”
108 yıllık şifreyi çözdü: ChatGPT-6 Astra, 1918’den kalma bir telsiz mesajını okudu. Bu iki cümle, Birinci Dünya Savaşı’nda Alman komuta kademesine gönderilmiş bir telsiz mesajının çözülmüş hâli. Mesaj 29 Kasım 1918’de yola çıkmış: savaşı bitiren ateşkesten 18 gün sonra. Şifreyi çözen ise bir kriptograf değil, bir yapay zekâ modeli oldu.
108 yıllık şifre, Alman bilim blogu Scienceblogs.de’nin tuttuğu “çözülememiş 50 şifre” listesindeydi. Alman Yüksek Komutanlığı’na hitaben yazılmış, bir amirale ya da Deniz Komutanlığı’na ulaşması hedeflenmişti. Kullanılan yöntemin adı ADFGVX: adı, şifrelemede kullanılan altı harften (A, D, F, G, V, X) geliyor ve bu harfler Mors alfabesinde birbirine karışmadıkları için seçilmişti.
ADFGVX iki katmanı birleştiriyordu: harf yerine koyma ve anahtar kelimeye göre karışan sütun transpozisyonu. O dönem kırılmaz sayılıyordu; ta ki Fransız kriptoanalist Georges Painvin aynı yıl hem ADFGX’i hem ADFGVX’i çözene kadar. Painvin’in başarısı, Alman 1918 Bahar Taarruzu’nun durdurulmasına yardımcı olan gelişmelerden biri sayılıyor.

Yöntem 1918’de çözüldü, mesaj çözülmedi
Yöntemin bilinmesi bu mesajı okumaya yetmedi. Sistemde ızgara, her mesaja özel bir anahtar kelimeye bağlıydı; doğru anahtar olmadan metin, hiçbir istatistiksel ipucu vermeyen anlamsız bir harf yığınından ibaret kalıyordu. Bu yüzden ADFGVX’in sırrı 1918’de çözülse de bu tek mesaj arşivde 108 yıllık şifre olarak kaldı.
108 yıllık şifreyi çözen hamle, geliştiricinin Substack paylaşımına ve Tom’s Hardware’ın haberine göre OpenAI’ın ChatGPT-6 Astra modelinden geldi. Astra, “TRUPPENVERSCHIEBUNG” (birlik kaydırması) kelimesini anahtar olarak denedi ve metin açıldı: Sivastopol’a varan bir İngiliz kruvazörü ile ayın 26’sında onu takip eden müttefik filo. Sivastopol o dönem Kırım’da kritik bir limandı.
Model sonucunu tarihî kayıtlarla da karşılaştırdı. Mesajda kruvazörün varış tarihi “?4” olarak okunuyordu; bu belirsizlik, İngiliz kruvazörü HMS Canterbury’nin Sivastopol’a vardığı 24 Kasım 1918 tarihiyle örtüşüyor. Yani belirsiz işaret, büyük olasılıkla iletim sırasında yapılmış bir yazım hatasıydı. Müttefik filonun 26 Kasım’da vardığı bilgisi de geliştiricinin kontrol ettiği kayıtlarla uyuştu.
108 Yıllık Şifreyi Çözdü: Modelin Farkı Ne?
Astra’nın hipotezine göre şifre kırıcılar tek bir yanlış varsayımın kurbanıydı: “TRUPPENVERSCHIEBUNG” kelimesinin yalnızca 9 Aralık 1918’den itibaren anahtar olarak kullanıldığı düşünülüyordu. Oysa bu mesaj 29 Kasım 1918’de gönderilmişti. Yanlış varsayım, doğru anahtarın denenmesini baştan engelledi. Model, şifreyi kaba kuvvetle kırmaya çalışmak yerine mevcut varsayımın yanlış olabileceğini öne sürdü.
Burada tarihin küçük bir ironisi var: 29 Kasım 1918, savaşı sona erdiren 11 Kasım ateşkesinden 18 gün sonrasına denk geliyor. Mesajın istihbarat değeri hedefine ulaştığında zaten kalmamıştı.
Kriptografi bugün algoritmaların matematiksel zorluğuna dayanıyor. Ama 108 yıllık şifre dosyası, bir sistemin zayıf noktasının her zaman algoritma olmadığını gösteriyor: mesajı 108 yıl boyunca saklayan şey, şifrenin gücü kadar kırıcıların yanlış varsayımıydı. Bir modelin bu varsayımı sorgulaması, arşiv çözümlerinin ötesinde güvenlik değerlendirmeleri için de anlamlı.
108 yıllık şifrenin çözümü için bağımsız doğrulama ise sınırlı: tespit, modelin kendi çalışmasını kayıtlarla karşılaştırmasına ve geliştiricinin paylaşımına dayanıyor; alanın tarihçileri tarafından ayrıca teyit edilmiş değil. Yine de yöntem dikkat çekici. İşe yarayan şey ham hesaplama gücü değil, problemi yeniden çerçeveleyebilmek oldu.
Alman şifresinin çözülmesi, yapay zekânın yalnızca içerik üretmediğini de gösteriyor: metin üretmeyen modeller karar süreçlerine, OpenAI’ın donanım tarafındaki son hamlesi ise bambaşka bir yöne işaret ediyor.


