İngiltere’de yeni araç kayıtlarının %15’i Çinli markalara ait. Ülkede Çin otomobilleri için ek tarife uygulanmıyor ve bu tablo, ABD pazarı için uyarı niteliğinde bir örnek olarak gösteriliyor. Hyundai Motor CEO’su Jose Munoz’a göre ABD ithalat kısıtlamalarından vazgeçerse benzeri Amerika’da da yaşanabilir.
Çin otomobilleri İngiltere’de pazarı nasıl değiştirdi
Munoz, Reuters’a konuşurken İngiltere’yi geçmişte çok kârlı ve güçlü bir pazar olarak tanımladı, ardından ekledi: “Bugün Çin gibi oldu. En çok satanların hepsi Çinli, çünkü hiç engel yok.” Ona göre ABD’de belirli koşullar sağlanmazsa benzer bir sonuç farklı seviyelerde görülebilir.
ABD, elektrikli araçlara uyguladığı yaklaşık %100 oranındaki tarifelerle Çin otomobillerini pazarın dışında tutuyor. Avrupa Birliği ise Çinli üreticilerin adil olmayan devlet desteklerinden yararlandığını tespit ettikten sonra kendi tarifelerini devreye aldı ve bir aracın ne kadarının birlik içinde üretilmesi gerektiğini tanımlayacak “Made in Europe” kuralları üzerinde çalışıyor.
Munoz’un iddiasına göre Çin otomobilleri, tarifelerin yürürlükte olduğu pazarlarda dahi bazı segmentlerde %30-40 daha ucuza satılıyor.
Bu fiyat farkı, Avrupalı üreticiler için doğrudan kârlılık baskısı anlamına geliyor. Hyundai de Avrupa’da büyüme planlarını bu tabloya göre kuruyor; Çinli markaların içten yanmalı ve hibrit modellerde de hızlı ilerlemesi, orta segmentte rekabeti fiyat tarafına çekiyor. Avrupa pazarında marka sadakatinin zayıflaması, üreticileri donanım ve garanti paketleriyle ayrışmaya zorluyor.

Tarifeler kalkarsa ABD’de ne değişir
Carscoops’un aktardığı açıklamaya göre tartışmayı alevlendiren gelişme, ABD Başkanı Donald Trump’ın ülke içinde fabrika kurup Amerikalı işçi çalıştırmaları hâlinde Çinli üreticilere kapıyı açık bırakacağını söylemesiydi.
Trump bu yaklaşımı, ABD’de üretim yapan Japon üreticilerin geçmişteki durumuna benzetti. Ford, General Motors ve Stellantis’i temsil eden American Automotive Policy Council ise Çinli üreticilerin devlet desteği, kur manipülasyonu ve benzeri piyasa dışı avantajlardan yararlandığını savunarak itiraz etti.
Buna karşın tarifeler pazar dışındaki etkiyi tamamen kesmiyor: Munoz’a göre Çin otomobilleri, tarifelerin uygulandığı bazı Avrupa pazarlarında dahi %30-40 daha ucuza satılabiliyor. Yani engeller fiyat avantajını ortadan kaldırmıyor, yalnızca pazar payına dönüşmesini geciktiriyor.
Sektörün beklentisi de tarifelerin kalıcı olmayabileceği yönünde. Ford CEO’su Jim Farley, temmuz ayındaki bir toplantıda çalışanlarına Çinli markaların 5-10 yıl içinde ABD pazarına girmesini beklediklerini söylemişti.
Hyundai cephesinde asıl mesele kârlılık: Volkswagen’in uygun fiyatlı elektrikli sedan hamlesi gibi Avrupa’daki rekabet adımları, markaların bu segmentte maliyet baskısını nasıl yönettiğini gösteriyor.
Munoz’un pozisyonu ise çelişkisiz değil: Daha önce Nissan’ın Çin operasyonlarını yöneten yönetici, Çin’deki geliştirme hızını ve teknoloji üretimini övmüştü. Bugün ise ABD’nin tarifeleri korumasını istiyor.
Çin otomobilleri konusundaki bu tutum, ABD-Çin jeopolitiğinin otomotiv ve teknoloji şirketlerinin kararlarını nasıl şekillendirdiği tartışmasının bir parçası. Kısa vadede ABD pazarında köklü bir değişiklik beklenmiyor; ancak Çinli markaların küresel yayılımı, tarife politikaları gündemde kaldığı sürece üreticilerin fiyatlama planlarını belirleyecek gibi görünüyor.




